24 Mayıs 2016 Salı




     Sosyal Medya Orucu

Bugün 24 mayıs 2016 ve ben ders çalışmak için telefonumdan tüm sosyal medya hesaplarımı sildim. 

Algıda seçicilik olsa gerek az önce imkanı olupta akıllı telefon kullanmamanın insanın o gücü elinde tuttuğunu anlatan bir yazıya rast geldim hesaplarımı sildikten sonra.
Silikon vadisindeki şirketlerden birinin müdürünün akıllı telefondan uzak durmasını anlatan bir yazıydı.

Ama biz tam tersi gücümüzü göstermek için kullanıyoruz sosyal medyayı ve akıllı telefonlarımızı.
''Ben gezebiliyorum çünkü zenginim, bak fotoğrafım çok kaliteli çünkü iyi bir telefon alabilecek param var'' mesajı yatmıyor mu paylaşımlarımızda?
 Bu yüzden Markasını çektiğimiz eşyalarımızın altına egzotik bir yazı yapıştırıyoruz ''görgüsüz değilim zenginlik yaşam biçimim'' diyoruz. 
Bu yüzden arabamızda paylaşım yaparken direksiyondan çekiyoruz markasını görsünler diye, ya da saatimizin markasını çekip altına zamanla ilgili duygusal bir mesajı yapıştırıyoruz.

Çoğumuz sıradan hayatlar yaşadığımız halde donatılmış masalarda en sahici gülümsememizle (tıpkı Bihter gibi) pozlar veriyoruz. Sanki hiçbirimiz evimizde kuru fasulye pilav yemiyormuşuz gibi...

Evet hepimiz bağımlısı olduk sosyal medya hesaplarımızın. Ama daha fenası bastırılmış tüm duygularımızı hunharca sergiliyoruz.
Çünkü herkes yapınca biz aradan sıyrılıyoruz kaynayıp gidiyoruz.
Ama ne kadar ihtiyacımız var bunlara? Ne kadar doğru kullanıyoruz hiç sorduk mu kendimize?
Ya da hangi duygumuzu tatmin ediyoruz? 
Lafım idealleri peşinde koşup bir yandan sanal aleme vakit ayırabilenlere değil elbette, 
Benim gibi bu akıma kapılmış olanlara...

Peki bu düşünceye nasıl vardım, bana göre neden zararlı onu anlatayım;
Herhangi bir hesabımızda minimum 100 arkadaşımız olduğunu hesap edelim. 
Günde ortalama 3-5 kişi nerede olduğumuzu sorsa şaşırmayız belki ama 100 tanesi sorsa çoğu için neden merak ediyor yerimi der, hatta art niyet ararız. 
Ama her gün ifşa etmiyor muyuz yerimizi? Tarif etsek bulamazlar belki ama biz haritadan noktasına kadar bildiriyoruz.
Peki yakın 3-5 arkadaşımız fotoğrafımızı istese göndeririz değil mi? 
Ama sınıf arkadaşlarımızın tamamının galerisinde fotoğrafımız olsa rahatsız olmaz mıyız? 
Manyak mı bunlar fotoğraflarımı biriktiriyor demez miyiz? 
Valla ben derim hatta gider hesap sorarım. Demeyecek olana da saygım sonsuz o zaten paylaşsın ama ben neden paylaşıyorum?
Aslında daha çok bunun özgürlüğünün bize ait olmasını seviyoruz biz.
 Bu şekilde olunca normal karşılıyoruz nedense
Acaba gerçekten doğru  bir şey mi yapıyoruz yoksa yanlış bulduğumuz şeyleri bize doğruymuş gibi sunarak manipüle mi ediliyoruz bunun cevabı herkes için değişir elbette, düşünmekte fayda var...
Aslında bu düşüncemi etkileyecek bir yazı daha okudum dün, Gülse Birsel'in buna benzer bir yazısıydı.
Medyatik birinin de benimle aynı düşünmesi beni gaza getirmiş olmalı ki böyle bir karar almışım.
Ama o yazı daha çok gösteriş kısmını kapsıyordu. Dileyenler ''İnstagram yeni mutluluk terapimiz mi'' diye aratarak bulabilir yazıyı.


Velhasılı kelam bir müddet sosyal medya orucundayım ve bunu twitterdan duyuruyorum 😃
Bunu yapıyorum çünkü 1. sınıftan beri bilgisayarla ortaokuldan sonra da telefonla haşır neşirdim ve bir müddet uzak kalmak istiyorum( Ay biz çok zenginiz de 99 yılından beri bilgisayarım var benim).

Evet bugün 24 Mayıs 2016 ve ben 21 günlük sosyal medya orucuma niyet ediyorum.☺️ Buna şuan karar verdim yalnız, malum çabuk gaza gelirim 🙄
Uygulamaları silerken 1 hafta diye silmiştim ama alışkanlık halini alması için 21 gün sabredeceğim.


 Bakalım vaktini işiyle gücüyle geçirip arta kalan zamanında eğlencesini bizimle paylaşan ünlüleri takip etmemek bana ne kazandıracak ya da kaybetirecek?


Bakalım twitterda gündemi takip etmemek ne kazandıracak ya da kaybettirecek?(ki en çok twitterdan uzak kalmak koyuyor bana)

Bakalım asıl hayatları sıradan olan hatta çoğunlukla dertlerinden yakınan arkadaşlarımın en mutlu , en havalı, en zengin, en günahkar-dindar, en çalışkan hallerini takip edememek bana ne kazandıracak ya da kaybettirecek.

Bakalım atarlı giderli siyasi paylaşımlar yapan aslında çok çok sevdiğim ama paylaşımlarına kıl olduğum arkadaşlarımı görememek bana ne kazandıracak ya da kaybettirecek.

Bakalım canımın sıkıntısını, elimdeki böceği, dinlediğim müzikleri sizlerle paylaşamamak bana ne kazandıracak ya da ne kaybettirecek?

 Şayet 21 gün dayanabilirsem 14 Haziran da bu soruların cevabını alacağım



 Bakalım görelim ☺️

27 Mart 2016 Pazar

           BİRKAÇ SORUM VAR

İnsan en çok öğrenemeyeceği şeyler için üzülüyor. 
Hani ulaşılmayanlar kıymetlidir ya hep!
Ondan sürekli nedenlerle boğuşuyor.
Peki neden elindekinin kıymetini bilmez insan?
Neden en büyük acıyı elinde olmayan şeyler için yaşar?
Ya da neden elde etmek için savaşmaz da sadece üzülür?
Gerçekten seviyor muyuz birbirimizi? Yoksa kullanıyor muyuz?
Peki ya kendimizi? Gerçekten seviyor muyuz?


Hayat kısa dostum!
Fark etmek için çok kısa!
Cesaret göstermemek için daha da kısa!
Ve hayat, gururumuz için harcanmayacak kadar değerli...
Kimisi korkaklığına gurur der, kimisi de egosuna...
Ama insanın kendine saygısı olduktan sonra attığı hiç bir adım onu gurursuz yapmaz ki.
Bilakis özgürleştirir, güven verir, tatmin eder...
Çoğu kez hatalarımızı, gururun arkasına saklayarak yaparız.
Peki mutlu olamadıktan sonra neyin önemi var?
İnsan isteklerini törpüleyerek nereye kadar yaşar ki?
Ha nefes alır verir elbet ancak sadece o kadarı...



İnsan en çok hangi duyguda tatmin olur peki?
Huzurda mı? Aşkta mı? Heyecanda mı? 
Hepsini aynı anda mı ister?
Peki ya vefa?
Neden herkes kendine beklerken  beklendiğini göremez?



Çok istersek olur mu ki?
Benim çokça oldu fakat buna rağmen olmaması da muhtemelmiş gibi...
İstersek iyi insanları çekebilir miyiz kendimize? 
Peki duayla mı? düşünerek mi?
Tamam tamam aynı şey ikisi de...
O zaman neden ümit etmeyi keseriz?
Neden hüzün bu kadar popüler?
İlgi görmek istediğimizden mi sürekli surat asarız?
Bilmez miyiz gülebilen insanların daha çok sevildiğini?
Peki sevilmek ise derdimiz neden surat asarız?
Bu arada gülebilen dedim.
Hakikaten marifet olduğundan öyle dedim. 
Allah'ın adaletine inanan herkes bilir ki dert herkese kaldırabileceği kadar verilir.
Kimisi bunu çözmeyi seçer ve çoğu kez dertlerine güler geçer.
Kimisi de kendine acımayı seçer.
Evet evet seçer! Herkesin kendi seçimi. 
Zira tersini iddia etmek ilahi adalete aykırı.
Bu yüzden gülebilmek, güçlü olmak bir seçimdir.



İşte tam da bu yüzen;
Ay nazar var üstümde'cilere,
Ben çok şanssızım'cılara
Yüzüm hiç gülmüyor'culara 
Anlatsam roman olur'culara rağmen
Güümseyin! Gülmek en güzel şey...